GÖKBİLİM

  • Eğer bir sistem enerji dönüşümü (transferi) yapabiliyorsa bu bir canlıdır.
  • Hidrojen atomu = (+) yüklü çekirdek ve (-) yüklü elektrondan oluşur.
  • Çekirdek = Nükleon = Proton + Nötron
  • 6×10^23 tane çekirdek = 1 gr.
  • Güneş’in içine 1,300,000 Dünya sığar.
  • Normal bir insan Güneş’te 2 ton gelir.
  • Saniye’de 564 milyon ton Hidrojen 560 milyon ton Helyum’a dönüşür. Geri kalan 4 milyon ton ise ısı ve ışık radyasyonu olarak açığa çıkar.
  • Güneş çekirdeğinden alınacak toplu iğne başı kadar madde, 160 km uzaklıktaki bir insanı öldürebilecek kadar sıcaktır.
  • Güneş çekirdeğinde oluşan X ışınları, ışık hızı ile yol almalarına rağmen yüzeye 1 milyondan fazla bir sürede ulaşırlar.
  • Güneş’in ortalama çapı = 1,392,000 km. (Dünya’nın 109 katı)
  • Güneş’in ortalama yoğunluğu = 1,409 gr/cm^3 (Dünya’nın 0,255’i)
  • Güneş’in yüzey alanı = 6,087,799,000,000 km^2 (Dünya’nın 11,990 katı)
  • Güneş’te Hidrojen ve Helyum’un haricinde; bakır, çinko, demir gibi katı elementler de vardır. Ancak bunlar gaz halindedir.
  • 1400-1510 yılları arasında Güneş lekeleri çok az.
  • 1645-1715 yılları arası Maunder minimumu
  • Güneş sisteminin çapı 15 milyar km’dir. Saatte 1000 km’lik bir  hızla Venüs’e 4,5 yılda, Plüton’a ise 700 yılda ulaşılır. Dünya’ya 4,5 ışık yılı uzaklıktaki Alfa Centauri’ye 16 milyon yılda ulaşılır.
  • Güneş, bütün sistemin kütlece %99′unu oluşturur.
  • Güneş 10 m. çapında bir küre olsaydı, Dünya 9 cm. çaplı olurdu ve 1026 km. uzaklıkta yer alırdı.
  • Bode teoremine göre; 3   6   12   24   48   96
  • Sayıların başına 0 ekleyip, her sayıyı 4 ile toplayıp, 10′a bölersek;
  • 0,4   0,7   1   1,6   2,8   5,2   10   değerlerini elde ederiz.
  • Bu da bize gezegenlerin Güneş’e olan uzaklıklarını verir : 0,38 (Merkür), 0,7 (Venüs), 1 (Dünya), 1,5 (Mars), 2,7 (Astreoid kuşağı), 5,2 (Jüpiter), 9,6 (Satürn)
  • Dünya’nın kendi ekseni üzerinde dönüş hızı =
  • Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönüş hızı =
  • Rigel Güneş’ten 15,000 kat daha parlak. Antares’in içine 36 milyon Güneş sığabilir.
  • Güneş-Dünya yörünge eksenleri arasındaki 7,25 derecelik açı nedeniyle, Güneş’in Eylül ayında Kuzey, Mart ayında Güney kutbunu daha çok görürüz.
  • Küçük ve orta büyüklükteki yıldızlar beyaz cüceye dönüşürler. Büyük kütleli yıldızlar Nötron yıldızına dönüşürler. Çok büyük kütleli yıldızlar karadeliğe dönüşürler.
  • Güneş’in Fotosfer’i 6,000 derece, Kromosfer’i 10,000 derece, Korona’sı 1,000,000 derece sıcaklığa sahiptir.
  • Big Bang modeline göre evren, sıfır noktasının (yokluk hali), aniden çok büyük bir enerjiyle çok büyük bir kütleye dönüşmesiyle meydana gelmiştir. Bu teori ilk olarak Alexander Freidmann ve Belçikalı papaz & fizikçi George Leamitre tarafından 1920’li yıllarda ortaya atıldı. Big Bang anı her ne kadar bir patlamayı andırsa bile, aslında bir patlama değildir. Çünkü bir patlamanın olması için bir mekana ihtiyaç vardır. Ama o anda var olan tek şey yokluktu. Evren sürekli genişlediğine göre, bu genişlemeyi zamana göre geriye sardığımızda evreni tek bir noktada görürüz.
  • Karadeliklerin kütlelerinin sonsuz yoğunlukta olması, malzemelerinin içinde hiç boşluk olmadığı anlamına gelir. Bizim bir cismi görebilmemiz için ya o cisimden ışık çıkması gerekir ya da kendisinden gelen ışık bize yansımalıdır. Ancak karadeliklerin çekim güçleri o kadar büyüktür ki, ışık bile onlardan kadar büyüktür ki, ışık bile onlardan kaçamaz. Yani bir karadeliğe baktığımızda onun orada olduğunu göremeyiz. Bir karadeliğin içinde zamanın varlığından bile söz edilemez.
  • Karadeliklerin aksine, akdeliklerin varlığı henüz kanıtlanmamıştır. Ancak karadeliğin yuttuğu maddeyi, uzay-zamanın diğer ucunda bir akdelik kusuyor olmalıdır. Bir karadelik ve bir akdelik arasında milyarlarca ışık yılı mesafe bulunabilse de, 3 boyutlu (veya daha fazla boyutlu) bir evrende bu noktalar bitişiktir. Aralarındaki Solucan Deliği (Worm Hole – Einstein-Rosen Köprüsü) denilen geçişin uzunluğu sıfır metredir.
  • Kuasarlar akdelikler olabilir mi? : Evrenin uzak köşelerindeki Kuasar’ların akdelikler olabileceği düşünülmüştür. Çünkü Kuasar’lar müthiş parlaklıkta bir ışık ve beraberinde muazzam miktarlarda radyasyon yayarlar. Yaydıkları ışığın parlaklığı nedeniyle içlerinde ne olduğu bilinmemektedir. Sahip oldukları bu müthiş enerjinin kaynağı da hala açıklanamamıştır. Parlaklıklarının büyüklüğünden dolayı, 10 milyar ışık yılı uzaklıktan bile tespit edilebilmektedirler.
  • Güneş kütlesi itibariyle, ömrünü tamamladığında bir karadelik oluşturmaz. Ancak oluşturabileceğini varsayarsak, 696,000 km. yarıçapıyla büzülerek 2,5 km. yarıçapında bir karadelik meydana getirebilirdi.
  • Dünya’mız kendi etrafında dönerken, Güneş’in etrafında da saatte 107,000 km. yol kateder. Güneş, Samanyolu Galaksisi’ndeki yörüngesinde saatte 810,000 km. hızla ilerler, biz de onunla birlikte ilerleriz. Samanyolu da Andromeda Galaksisi yönünde saatte 240,000 km. hızla ilerler. Lokal Grup adı verilen sistemimiz Virgo kümesine doğru saatte 2,770,000 km. hızla ilerler. Virgo kümesi de Great Attractor (Büyük Çekici) adı verilen bilinmeyen bir noktaya doğru saatte 2,150,000 km. hızla ilerlemektedir. Evrende bulunduğumuz bir noktada bir daha bulunamayız.
  • Entropi : Düzensizliğin bir ölçüsüdür. Entropi düşükse, bu bize düzenli bir yapının varlığını gösterir. İçinde bulunduğumuz evrenin şu anki entropisi, hesaplamalara göre şaşırtıcı derece düşüktür. Termodinamiğin 3. yasasına göre mutlak sıfır (-273 derece) sıcaklığında bütün enerji ısıya dönüşür. Isı halen -270 derecedir ve evrenin her noktasında sabittir.
  • Evren dinamik, titreşen, etkileşen, değişken ve aynı zamanda bütünsel bir yapıdır. Einstein, “Her şeyin aslı enerjidir. Her şey, her şey ile etkileşir” demiştir. Bu bilimsel yaklaşımla sabit, cansız evren modeli yılımış ve her şeyin canlı, hareketli, farklı boyutlarda titreşen bir enerji olduğunu gösteren Kuantum Evreni fikri doğmuştur. Kainat sadece maddeden oluşuyor görünmesine rağmen, aslında enerji boyutunda canlıdır.
  • Hareket evrensel yaşamın bir ifadesidir. Hareketsizlik, etkileşimin sona erdiği anlamını taşır ve ölüm demektir.
  • Hubble : Evrenin genişlemekte olduğunu bilimsel olarak ilk duyuran kişidir (1920).
  • Friedmann : Einstein’in görelilik denklemlerini kullanarak, Evren’in aslında statik denge durumunda olmadığını, değişim geçirdiğini söyleyen ilk bilimadamıdır (1922).
  • Lemaitre : Kuantum teorisi ile izafiyet teorisini bir araya getiren ilk bilimadamıdır (1931). Böylece bugün Kuantik Kozmoloji adını verdiğimiz bilim dalının temeli atılmıştır.
  • Heisenberg : Belirsizlik Prensibi’ni ortaya atmıştır (1927). Buna göre, elektron bir dalga halinde davrandığında onun parçacık görüntüsü yok olur. Elektron parçacık olarak davrandığında ise onun dalgasal görüntüsü yok olur. Dalga ve parçacık görüntüleri hiç bir zaman bir arada olamaz, bir arada gözlenemez. Herhangi bir parçacığın hareketi sırasında, belli bir anda hem yeri, hem hızı birlikte asla bilinemez. O an içinde bunlardan sadece biri bilinebilir ve diğeri belirsiz kalır.
  • Gamow : Evrenin başlangıcında meydana gelen büyük basınç ve yoğunluğun, daha önceki bir çöküntünün sonucu olduğunu savunmaktadır. Büyük patlama, çekim kuvvetlerinin çekicilikten iticiliğe dönüşmesi sonucu meydana gelmiştir.Genişleme-Çökme şeklindeki bu evren modeli Phoenix Evreni olarak adlandırılır.
  • Evrenin kendi üzerine çökmesi için, ortalama yoğunluğun belirli bir değerin üzerinde olması gerekmektedir. Ortalama yoğunluk kritik değere eşit veya ondan küçükse, genişlemenin sonsuza dek süreceği varsayılmaktadır. Bugünkü toplam evrensel kütle hesaplandığında, evrenin yoğunluğunun kritik yoğunluktan küçük olduğu görülmektedir. Ancak yoğunluk hesaplamasında göz önüne alınan katı maddeler, kütleli gök cisimleri haricinde, uzayda bir de görünmeyen madde olduğu anlaşılmaktadır. Bu görünmeyen madde Karanlık Madde’dir. Peebles, sarmal galaksilerin disklerinin içinde görünen ışık veren maddelerden başka, görünmeyen büyük miktarda madde olması gerektiğini, aksi halde galaksilerin dağılması gerektiğini ileri sürmüştür. Kuramsal matematik ile toplam madde miktarının, kritik yoğunluğun %30’u dolayında olduğu hesaplanmaktadır. Bunun ancak %5’inin görünür madde olduğu belirlenmiştir. Bu durumda geriye kalan %25 ise, çok büyük bir olasılıkla karanlık maddedir.
  • 1998 yılında evrenin genişleme hızının artmakta olduğu iddiaları öne sürülmüştür. Bu hesabın temelini, uzay genişledikçe maddenin yoğunluğunun küçülmekte olduğu ve çekim gücünün azaldığı varsayımı oluşturmaktadır. Enerji yoğunluğu değişmediği için çekim gücü azalacak, genişleme hızı ise giderek artacaktır. Ancak bu hesabın içinde karanlık maddenin yoğunluğu bulunmamaktadır.
  • Kuantum fiziğine göre boşluk, klasik fizikte varsayıldığı gibi bir hiçlik değildir. Boşluk denilen şey, sürekli kuantik dalgalanmaların olduğu bir enerji alanıdır. Yıldızlararası uzayda toz bulutları vardır. Bu bulutlarda 1 metreküplük hacim içinde 100 milyona yakın sayıda parçacık bulunur. Bulutlar arasında yoğunluğun en az olduğu bölgelerde bile, 1 metreküplük hacim içinde 100,000 Hidrojen atomu vardır. Evrende kritik yoğunluk, 1 metreküp uzay içinde 3 Hidrojen atomunun yer almasıdır.
  • Galaksilerin hepsi büyük bir hızla (ışık hızının 1/5’i = saniyede 56,000 km) birbirinden uzaklaşmaktadır. Yapılan gözlemler, evrensel ölçekteki bu genişlemenin, evrenin her tarafında aynı olduğunu ve herhangi bir merkezi olmadığını göstermektedir. Evrenin bugün için hesaplanabilen genişliği 10 üzeri 24 kilometredir. Evren, her Dünya yılı bir süre içinde %10 kadar genişlemektedir.
  • Evren : Latince Uni-Verso (Universe) kelimesinden türemiştir. Türkçe’ye “Bire Doğru” olarak çevrilebilir.
  • Big Bang’in Planck zamanında başlamış olduğu kabul edilir. Planck zamanında sıcaklık ölçülemeyecek kadar fazladır. Sıcaklık 1 milyar dereceye düştüğünde, Protonlar Nötronları yakalamaya başlar ve ilk çekirdek oluşumları gözlenir. Evrenin genişlemeye başlaması ile birlikte yoğunluk düşer ve soğuma sonucu termonükleer reaksiyonlar biter. Bu süreç yaklaşık 3 dakika içinde gerçekleşmiştir. Bu ilk 3 dakikalık süre sonunda evren artık %27 Helyum ve %73 Hidrojen’den meydana gelmektedir. Hidrojen evrenin temel yakıtıdır. Hidrojen atomlarının kümelenmesi ve sıkışması sonucu ortaya çıkan patlamalarla iki Hidrojen atomu birleşir ve ortaya Helyum atomu çıkar. Evren genelinde üretilen enerjinin başlıca kaynağı, Hidrojen çekirdeğinin füzyon reaksiyonuyla Helyum çekirdeğine dönüşmesidir. İlk 3 dakika içinde dörtte üç Hidrojen, dörtte bir Helyum var edilerek yaratılış durdurulmuştur. Aksi halde evrende daha çok Nükleonlu ağır elementlerin oluşması kaçınılmazdı.
  • Evrende her cisim sonlu yani ölümlüdür. Ölümsüz olan tek şey elektronlardır. Elektronlar dışında her parçacık enerjiye dönüşür. Sonra bu enerjiden aynı elektronlar kullanılarak yeni maddeler oluşur. Elektronlar Big Bang ile ortaya çıkmıştır.
  • Evren birbirinden kopuk yapılardan oluşmamaktadır. Nesneler dalgasal yapıları nedeniyle birbirlerinden kopuk ve bağımsız değildir. Evren, bütünsel bir enerji ağından ibarettir. Cisimler, bu sonsuz ve bütünsel enerji ağı içinde oluşan yerel yoğunluk farklılıklarıdır. Her cisim, bu ağ içinde hareket eden ve birbiri ile haberleşen bir enerji yumağıdır.
  • Kuantum bilimi bize, bir elektronun edindiği bilginin, anında çok uzak mesafelerdeki diğer elektronlar tarafından da edinildiğini ispatlamıştır. Sonsuz bir yaşam biçimine sahip elektronların bu bilgi paylaşımı sayesinde, evrende her türlü bilginin biriktirilmesi ve evrensel bir hafızaya dönüşmesi mümkün olmaktadır. Elektronlar yaratılış anından bu yana varlıklarını sürdürmeleri nedeniyle evreim programının tamamına sahiptirler.