BEYİN

  • Beyinde hafızayla ilgili Hipokampus bölgesi
  • Düşünce, duygu ya da anının oluştuğu an, beyinde kan dolaşımı ve oksijen tüketimi fazlalaşıyor. O bölgede faaliyet ve ışık saçılımı artıyor.
  • Duygularla anılar birbirine her zaman sıkı sıkıya bağlı. Bazı uyarılar karşısında beyin sanki çok daha fazla ajite oluyor ve çok daha fazla oksijen tüketiyor.
  • Düşünmenin merkezi ön lob.
  • Bir anı oluşurken çok daha fazla oksijen tüketiliyor.
  • Alzheimer başta olmak üzere, bazı hastalıklarda ilk önce koku duygusu kayboluyor.
  • Bazı kişiler büyük bir yazar olacak yeteneğe sahip olmayabilirler. Ancak bunu arzu ettikleri için büyük bir yazar olabilirler. (Dr. Craig Platenberg, Georgetown Üniversitesi)
  • Dua ve meditasyon sırasında bebeklerin ilk 6 ayında gözlenen Alfa dalgasının beyinde yayıldığı gözlenir.
  • Zihinsel faaliyetlerin zorluğu veya süresi beyni yormaz. Beyni besleyen damarlardaki kan akışı sabit kalır. Ancak insanın ruh durumu beyni yorabiliyor.
  • Meyveler arasında içeriğinde gümüş iyonu taşıyan sadece cevizdir. Ve bu gümüş iyonuna insan bedeninde ihtiyaç duyan tek organ da beyindir.
  • Bir şey öğrenmeden hemen önce sağ yumruğun, hatırlamaya çalışırken de sol yumruğun sıkılması hafızayı geliştiriyor. (Ruth Propper, Montclair Üniversitesi)
  • Beyin işlevleri belirli bölgelerde yoğunlaşsa da, beynin tümünden destek alarak çalışır. Beyin bir paralel işlemcidir. Beynimizde kullanmadığımız bir potansiyel var ama bu fiziksel bir alan değil. ‘‘Beynin % 10’unu kullanıyoruz’’ düşüncesi doğru değildir. Cep telefonuyla konuşarak merdivenden inerken bile beynimizin tamamını kullanıyoruz. Duygu ve düşünce üretme fabrikası olan beynimiz, 100 milyardan fazla Nöron’dan oluşuyor ve bu Nöronlar biz uykudayken bile çalışıyor. Beyin insan vücudunun % 2’sini kaplamasına rağmen % 98’ini yönetiyor. Enerjimizin % 20’sini tüketiyor. Yani yaklaşık 20 voltluk bir elektriği barındırıyor. % 80’i sudan oluşuyor.
  • Aynı fiziksel olaylar gibi, düşüncelerimiz de vücudumuzda biyolojik ve psikolojik etkilere sebep olur ve vücudumuz bunlara tepki verir.
  • Beyne zararlı 10 şey: 1. Uykusuzluk. 2. ‘‘Fast food’’ yiyecekler. 3. Aşırı stres,gerilim ve duygusal travmalar. 4. Kirli hava,boya ve cıva. 5. Aşırı alkol ve sigara tüketimi. 6. Hastalıklar ve aşırı ilaç kullanımı. 7. Cep telefonu. 8. Aşırı düzenli ya da aşırı düzensiz hayat. 9. Sarsıcı sporlar,fiziksel darbeler. 10. Şeker
  • Beyni geliştirmenin yolları: 1. Açık hava,bol oksijen. 2. Beynin nasıl çalıştığını bilmek. 3. Yeni şeyler öğrenmek. 4. Hareketli bir vücut. 5. Olabildiğince fazla duyuyu kullanmak ve görsel öğelerden yararlanmak. 6. Beyni şaşırtmak. 7. Yeterince uyumak. 8. Beyin için bir hedef ortaya koymak.(Beyin zeki olduğuna inanmak ister) 9. Büyük beyinlerle iletişim kurmak. 10. Düzenli olarak kitap okuma. 11. Beyinde senaryolar oluşturmak.
  • Algıladığımız her şey elektrik sinyallerinden ibarettir. Görme işlemi, gözümüzün beyne ilettiği elektrik sinyalleri sayesinde, beynin görme merkezinde gerçekleşir. Beynimize iletilen elektrik sinyalleri haricinde, bugüne kadar ‘dış Dünya’ olarak tanımladığımız ortam ile hiç bir direkt temasımız olmadı. Öyleyse ‘madde’nin varlığından nasıl emin olabiliriz?
  • Beynimizin varlığı maddenin varlığının bir kanıtı değildir. Beynimizi kafatasımızdan çıkartıp, ona bir takım kablolar bağlayabilsek ve o kabloları da gelişmiş bir bilgisayara bağlayabilsek, ve daha sonra ona daha önceden kaydedilmiş bir takım görüntü, ses vs.’leri bilgisayar vasıtasıyla sinyaller olarak gönderebilsek beynimiz kendisini gerçek bir ortamın içinde (kafatası) zannedecek ve bu sanal gerçekliği asla anlayamayacaktı. O yapay gerçeklik içinde, maddeden ibaret bir vücuda ve kafatasına sahip olduğunu sanacaktı. O halde şimdiki yaşantımızın bir sanal gerçeklikten ibaret olmadığını kim ve nasıl söyleyebilir? Kendi bedenimiz de dahil, etrafımızda gördüğümüz ve göremediğimiz her şey elektriksel bir algılar bütünlüğünün parçasıdır. Yani madde denilen şey, zihnimizde ‘sanal bir gerçeklik’ kazanır. Biz mi bir ‘sistem’in içindeyiz, yoksa ‘sistem’ mi bizim içimizde? Belki de her ikisi. Esas düşünülmesi gereken konu budur.
  • Fiziksel acıyı hisseden şey de aslında tenimiz değil, beynimizdir.
  • Madde sadece zihnimizde var olan elektrik sinyalleridir. İçinde bulunduğumuzu sandığımız madde evreni, her gün bize deneyim yaşatan bir sinyaller sistemidir. ‘Ben’ dediğimiz fizik bedenimiz sadece kullanmakta olduğumuz bir ‘araç’tır. Sandığımız gibi bir varlığı bile yoktur. Tamamen zihnimizde tezahür eden bir takım algısal sinyallerden ibarettir. Tıpkı onun da içinde bulunduğu kainat kavramı gibi. Uzay-zaman zihnimizin içinde yaratılan ve aynı anda milyarlarca canlının katıldığı ve hep birlikte oynadığı bir oyun sahnesidir. Ve bu oyun aslında başlayıp, bitmiş bir oyundur. Zaman yani oyunun akması, sadece oyunu oynarken fark edilebilen bir kavramdır. Yanılgı, insanı gerçeklikten uzaklaştıran en önemli unsurlardandır. Onu bertaraf etmenin yolu ise sorgulamaktır. Kaynağı kim veya ne olursa olsun, hiç bir bilgiyi olduğu gibi kabul etmeden sorgulayın.
  • Maddenin cinsini belirleyen unsur, atom çekirdeğindeki Proton sayısıdır. Örneğin 27 adet Proton içeren atomlar bir araya geldiğinde demir oluşur. Veya 2 adet Proton içeren atomlar bir araya gelerek Helyum’u oluştururlar. Beynimiz de dahil, evrendeki tüm madde, dönüp duran (+) ve (-) ve (nötr) elektrik yüklü parçacıkların farklı sayısal değerlerle bir araya gelerek oluşturduğu atomlardan meydana gelmiştir.
  • Hipotalamus : Cinsiyet, hamile kalmak, vücut ısı ayarı, hormonların ölçülü bir şekilde salınmasını sağlar. Tiroid bezleri, böbrek üstü bezleri idare eder.
  • Beyin Korteksi : Beyin kabuğudur. Loblar.
  • Beynin lobları : Ön kısım (Frontal), orta kısım (Parietal), yan kısım (temporal), arka kısım (Oksipital)
  • Frontal Lob : Hafıza oluşumu, duygular, karar verme-muhakeme, kişilik, insani özellikler, akıl yürütme.
  • Parietal Lob : Algı, mekansal farkındalık
  • Temporal Lob : İşitme, organizasyon, bilgi erişimi, bellek
  • Oksipital Lob : Görüntü, görsel uyarı işleme, okunan şeyleri anlama, yorumlama, entegrasyon.
  • Beynin bazı hormonları : Melatonin (biyolojik, ruhsal ritmi düzenler), Oxytosin (gebe kadınlarda doğumu kolaylaştırır), sadakatle ilgilidir. Kortizol (stres hormonu, beyinde öğrenme mekanizmasını etkiler. Az miktardaki stres hormonu dikkati artırır, zihni açar, öğrenmeyi hızlandırır. Aşırı olması durumunda gerçekle ilgisi olmayan aşırı tepkili ve alarm halinde olma durumunu meydana getirir), Serotonin (uykuyu, ruh halini, ani ve aşırı istekleri, iştahı düzenler. Düşük olursa sinirli, huzursuz, depresif ruh hallerine yol açabilir. Dopamin (dikkatini toplayamayan, kafa yoran şeylerden sıkılan, aceleci, sabırsız, unutkan, dağınık, yerinde duramayan insanlarda beynin ön bölgesinde Dopamin az salgılanmaktadır. Dopamin’in, öğrenmenin dikkatle ilgi olan kısmı ve kısa süreli hafıza açısından önemi büyüktür. Dopamin miktarı fazla olduğunda homoseksüellik ve lezbiyenlik gibi cinsel sapmalar görülür. Dopamin azlığı ise Parkinson hastalığına neden olur). Acetylcholine hafıza ile ilgili beyin kimyasıdır. GABA (beyindeki anksiyete merkezini etkiler), Endorphine (organizmayı acil harekete hazırlamayı sağlar).
  • Beyinde en hayati denebilecek kısımlar en içte, en korunaklı olacak şekilde tasarlanmıştır.
  • Amigdala : Korku, hafıza görevi üstlenir. Beynin sağ ve sol yarısını birbirine bağlayan çok önemli sinirlerin geçişinin olduğu bir kısımdır. Travmayla hasar görmesi zordur. Alzheimer bu bölgede etkili olur.
  • Hipokampus : Tek başına bir bölüm değildir. Sağ ve sol beyni birbirine bağlayan çok önemli bir bağlantı noktasıdır. Duygular, korkular, hafıza bu bölümdedir.
  • Beyin Zarı : Üstten derine doğru -> Dura – Araknoid (örümcek ağı gibi) – Pia
  • Beyincik (Cerebellum) : Denge ve koordinasyon organımızdır. Bebeklik döneminde henüz tam olarak gelişmemiş olduğundan bebeklerin 2 ayakları üzerinde yürümeleri zordur. Calibrates precision and timing of movements.
  • Deja vu : Beyindeki hafıza sisteminin zamansal uyumsuzluğu nedeniyle ortaya çıkar. Günlük yaşamda yaşanan olayların kısa süreli bellekten uzun süeli belleğe atılırken ortaya çıkar. Normalde bilgiler bir süre kısa süreli bellekte tutulduktan sonra uzun süreli belleğe atılır. Deja vu durumunda bilgiler sanki kısa süreli bellekten değil de, uzun süreli bellekten geliyormuş hissi yaratır. Kişi kısa süreli belleğe kaydolmuş bir olayı ya da durumu sanki daha önce yaşamış gibi hisseder. Epilepsi hastaları ataklardan önce Deja vu durumları yaşayabilirler.
  • Bebek gelişimi sırasında bebeğin dış dünyayla olan algısını göz önüne alırsak, beynin arkadan öne doğru geliştiğini görürüz. (bebeğin önce görme, ilerleyen zamanlarda da işitme ve koklama duyularını gelişmesi)
  • Nörolojik terminolojide bilinçaltı yerine bilinçdışı denilmesi daha doğrudur.
  • Küçük çocuklarda 5 yaşa kadar en gelişmiş duyu öfkedir. Çocuk, düşüncesinin eyleme geçeceğini, gerçekleşeceğini düşünür. Çocuğun karşılaştığı engelleyici durumlar onun gelişimine en çok katkı sağlayan unsurlardır. 3-5,5 yaş aralığındaki (ödipal dönem) erkek çocuk, bükemediği eli (babası) öpeceği için (ödipal yenilgi) normal olarak (heteroseksüel) yaşamına devam eder.
  • Cinsellik, beslenme ve savunma ilk gelişen duygulardır (Limbik Sistem)
  • Ego tanımı yaygın olarak bilindiği gibi kötü bir ifade değildir ve insanı dengeli bir insan yapan özelliğidir. SüperEgo (bilinç+bilinç dışı) – Ego (bilinç+bilinç dışı) – İd (bilinç dışı). SüperEgo beynin dış kısmı (korteks) tarafından idare edilir. İd ise tüm ilkel dürtü ve davranışlarımızın kaynağı olan beynin iç kısmı ile ilgilidir. Dengeli bir egoda, SüperEgo İd’i kontrol etmelidir.
  • Fonksiyonel MR (fMRI) : Beynin bir uyarım sırasında hangi bölümünün çalışıp, aktif olduğunu görüntülemek için kullanılır.